Bu sayfada Copyleft kuralları uygulanmaktadır. İzinli çoğaltmak, kullanmak, dağıtmak, değiştirmek yasaktır. Ne yapıyorsanız izin almadan yapın. İstenirse Haber-ware tarzı bir yaklaşım izlenebilir. Yani, kullanırsanız bir haber verin ki ben de mutlu olayım :).
Salı, Haziran 12, 2007
İş yaşamını sorguluyorum
Nedir bu dikte ettirilen iş yaşamı. Çalış, çalışırken fazla mesai yap, yaz gelsin tatile git, kış gelsin çalış, kış tatiline git, bunları yaparken kariyer gelişimini planla (kariyer gelişimi dediğimiz kişisel pazarlama), kişisel gelişim eğitimleri al (ama kimse "senin kişisel gelişimini başkası ne yapsın" diyerek seni ciddiye almasın), planladın mı? bravo, daha yüksel, başka firmalara git, bir süre sonra çok kazanıyorsun diye işten atıl, CV'ni 'over qualified' durumundan kurtarmak için didin dur, yaptıklarını yapmamışsın gibi göster,emekli ol, ertesi gün öl. Neden, çünkü yazılı olmayan kurallar böyle.
Peki nerede kaldı kişisel yatırımcılık, kişisel ticaret, alın terini destekleme. Hep birilerinin kontrolünde çalışma, hep birilerinin hayatımız üzerinde söz sahibi olması durumu...
08.05.2007 17.15
şimdi bir iş görüşmesine gidiyorum dönünce sistem adamı olarak devam edecem :))
Nerede kalmıştık, küreselleşme nedir anlamamıştım uzun vakit, meğer sermayenin küreselleşmesiymiş hadise. Şirketlerin giderek devleşmesi, devletten güçlü kurumlar haline gelmeleri, kendi ülkelerine sığmayıp başka ülkelerin kaynaklarından alabildiğine faydalanmaları, böylece maliyetleri düşürüp daha "kaliteli, verimli, düşük fiyatlı" ürünler sunabilmeleriymiş.
devam edecek....
18.06.2007 22:39
Ve ediyor. O yukarıda bahsettiğim iş görüşmesinden sistem adamı olarak çıktım. Bir vesile ile gittiğim dev plazalardan birinde iyice bunaldım. Yeni tabirle böğ geldi. İnsanları sanki Matrix'teymiş gibi gördüm. Kendileri ait bir yaşamı değil de kendilerine dayatılan bir hayatı yaşıyor gibiydiler. Bundan da şikayetçiyim zaten. Birileri bizlere birşeyler dayatıyor, belli kalıplar içerisinde yaşamaya özendiriyorlar. Yüzyıllardır değer yargılarımız olmayan değer yargılarını dayatıyorlar. Uymayanları dışlamaya yüreklendiriyorlar.
Yanlış anlaşılmasın çalışmaya karşı değilim. Geleneklerin şirketlerin "policy" leri ile birebir yer değiştirmesine karşıyım. İnsanların kendilerine dayatılan yaşam tarzlarını hemen içselleştirmelerine karşıyım...
Öyle bir dönem geldiki iş (business), kariyer, iş bağlantıları (network), "title", mülakat, insan kaynakları vb. kavramlara alabildiğine yabancılaştım. Hala da çok sindiremediklerim var...
devam edecek
Cumartesi, Mayıs 05, 2007
Konser Adabı
Bu yazıya vesile olan konserimiz, çok eğlendiğim Kultur Shock konseri. Şimdi gelelim "Nedir konser adabı?", "Konserinde adabı mı olurmuş?" sorularını cevaplarına. Efendim malum konserler eğlence yerleri.
Bu bilginin ışığında,
- Mahşer kalabalığı içinde ellerinde içki bardakları ile dolaşan insanlar var, geçtim şişesini, bira bardağı dahi olsa anlayacam da kardeş şarap, rakı, bardağı ile takılıyor. Yahu be adam, alabildiğine zıplanılan bir konserde neden bir elinde rakı bardağı bir elinde su, parmak arasında sigara, üstelikte hareketin yoğun olduğu ön saflara gitmeye çabalıyorsun, hemde Punk Rock konserinde rakının ne işi var.
- Bir de habire bir hareket var seyirci mekanında. Hareket derken yanlış anlaşılmasın konser başlamış, zıplayıp duruyoruz, o ayrı. Giren, çıkan, önden arkaya giden, arkadan öne giden, şerit değiştiren, bitmedi arkadaş. Sevgililerini korumaya çabalayan erkeklerin ayılığı eşliğinde zıplamalarımız pogoya dönüştü. Ah bir de söylemeden geçemeyeceğim "Pardon çıktı çıkalı eşekler çoğalmış."
- Kimin konseri olduğunu bilmeden "bir bakalım beğenmezsek çıkarız" grubu var bir de. Ah be arkadaşlar madem bilmiyorsunuz neden "ya seversek!" mantığı ile en öne gidiyorsunuz.- Ezilen zavallı ayaklarımız için bir sızlanma da, hunharca dans edenler için geliyor. Paşam sanki Grease'de dans eden John Travolta. Buradan yetkililere seslenmek istiyorum. Bütün bunlara önerim, bilet fiyatlandırması için sahneye yakınlıktan ziyade, müzik dinleyecekler, dans edecekler, abaracaklar, müziği rakıya meze yapacaklar gibi alt kategorilerin oluşturulması.
Saygılarımla Efendim.
Salı, Mart 06, 2007
Bana 'ama' ile başlayan cümleler kurmayın...
Her söylediğime karşı bahane bulup savunma durumuna geçmeyin yahu. Muhalefet olmak farklı savunmaya geçmek farklı. Sorun, anlatayım, savunma ne?
Savunmaya geçince neler oluyor? Bir kere kişi kendini gelişime kapatıyor. Bildiğinin arkasında duruyor ama kendi bildiğini başkalarının da bildiği gerçeğini göz ardı ediyor. Böylece de, söylenen yeni şeyleri değerlendirip ilerleme fırsatını kaçırıyor. Tabiki bu arkadaşların, savunmaya geçmek konusunda mutlaka geçerli bir sebepleri vardır. O vakte kadar ki tecrübeleri hep savunmada olmak zorunda bırakmıştır kendilerini. Kabuklarının kırılmasından korkuyorlardır.
Muhalefet ise daha farklıdır. Bir fikre karşı çıkarsın ama bunu yapışın saldırgancadır. Çünkü aksi düşüncenin eksikleri olduğunu yada yanlış olduğunu düşünüyorsundur. Bunu tartışma platformuna koyarsın. Tartışma sonucunda farklı şeyler duymuşsundur hiç değilse yanlışların varsa onları görmüşsündür.
Peki nasıl böyle ahkam kesebiliyorum. Çünkü hem 'ama' demeden savunmaya geçebiliyorum hem de çok feci muhalefet yapıyorum ;-)