Perşembe, Mart 25, 2010

Zilyon

Benim zilyon tane arkadaşım var. Arkadaş dediğin öyle kolay bulunur birşey değil. Zaman içinde teker teker seçilir, paylaşımlar yaşanır, güven verilir ve alınır. Bazen de hiç anlamazsın arkadaş olduğunu. Yokluğu fark ettirir.

Zilyon tane insanla insanla ilişki yönetmek emek ister, sabır ister. Bunları yapamadığında dahi birileri peşini bırakmıyorsa, o arkadaşındır. Elli sene haberleşmesende, ilk gördüğünde hiç ayrılmamışsın gibi hissettiğin insan arkadaşındır. Onları oldukları gibi kabul ettiğin için kabul görürsün.

Doğumumun otuzdördüncü yıldönümü sebebiyle, çeşitli süpriz aktiviteler düzenleyerek, iştirak ederek, ikinci satırdaki ihmâlkârlığımdan dolayı utandıran, birini diğerine tercih etmeyeceğim, her birini ayrı ayrı gözümden sakınacağım, ailem kadar önemli, zilyon tane arkadaşım var.

İyiki varsınız, iyiki varsınız.

Cuma, Aralık 19, 2008

Yaşam Üzerine

Ölüm kaçınılmaz, her ne kadar hayatın zıddıymış gibi görnmesine rağmen aslında hayatın ta kendisi. Yaşamızı anlamlı kılan, ölmeden şunları da yapayım dedirten bir hadise. Aslında hepimiz ölmek üzereyiz. Onun için ben ölmek üzere olan insanlara merhametli olmayı, onlara hayatı dar etmemeyi seçiyorum. "ÖLÜM" gibi "karanlık" bir kavramla pazartesinizi berbat etmiş gibi duruyorum lakin şu anda bu satırları okuyor olmanız (ve benim yazıyor olmam) hala biraz vaktimizin olduğunu gösteriyor.

Çarşamba, Temmuz 02, 2008

Dua

Allahım,

Yaptığım iyilikleri unuttur ki, kibirlenmeyeyim,
Bana yapılan iyilikleri unutturma ki, vefalı olayım,
Yapıtığım kötülükleri unutturma ki, bir daha yapmayayım,
Bana yapılan kötülükleri unuttur ki, kin tutmayayım

Amin

-- CopyLeft Gökalp ERGEÇ --

Perşembe, Ocak 03, 2008

Metrotoksin'den korunma, kollanma yolları ve yöntemleri.

Önce "Metrotoksin Nedir?" yazısı vardı. Şimdi de bu.

Bu Metrotoksinden korunmak için, karbondioksidin oksijene çevrildiği, koruluk yada orman denilen alanlardan bulunmalıdır önce. Aksi taktirde beyne yeterince oksijen gitmeyeceği için yapılan girişimin bu melûn zehirden temizlenmek için yapıldığını algılayamaz vücut.

Orman bulunamaz ise deriin nefesler almak suretiyle, tercihe göre deniz kıyısı, dağ tepesi, su başı, kaya gölgesi de işe yarayacaktır. Hatta mümkün ise tezek kokusunun olduğu bir yere gidilerek şahane beslenme de sağlanabilir.

Diyelim bunlar da olmadı; dost sesi, sevgili koynu, kedi/köpek postu, arkadaş sıcaklığı, şen kahkaha da bir an olsun iyi gelir metrotoksinin atılmasına.

Televizyon yerine radyo, radyo yerine kitap, kitap yerine yazı tercih edilerek hem değişiklik sağlanır, hem de unutulan değerler geri kazanılır.

Diyelim hiç biri yok, 10 dakika derin düşünce, sistem karşıtı fikir, özgür irade de mi yok, karşıdan karşıya geçirilecek yaşlı teyze, başı okşanacak çocuk da mı yok.

Hiç biri yoksa benim aklıma gelmeyen birşey mutlaka vardır, bulun onu.

Sevgiler, saygılar

Çarşamba, Aralık 05, 2007

İş dünyasında turnover nedir, ne zaman yapılmalıdır?

Nedir'i google da var? Ne zaman yapılmalıdırın cevabı ise "insanların tuzları kuruyup halden anlamaz hale geldikleri anda yapılmalıdır" dır.

Pazar, Ekim 07, 2007

Metrotoksin nedir?

Efendim,

Metrotoksin kötü birşeydir. İnsan ruhunun metropoller tarafından kirletilmesi hadisesidir. Kalabalık, trafik, yoğun elektrik enerjisi, hızlı iletişim, metropollerdeki yeşil alan eksiklikleri, sürekli çalışma, iş-ev arasındaki ulaşım süresinin uzun olması (trafiğin yan etkisi olmasına rağmen ayrı bir başlık olarak ele alınmalıdır), bunun sonucu olarak insanın kendine daha az zaman ayırabilmesi, hava kirliliği, oksijen eksikliği gibi olumsuz etkenler metropollerde kolayca bulunabileceği için bu kirlenmeye metrotoksin adını verdim. Metrotoksin'in insan bünyesi üzerindeki etkisi uzun dönemlerde ortaya çıkmaktadır. İdrak kıtlığı, aşırı sabırsızlık, anlayış yoksunluğu, bencillik, içe kapanma, sosyal yalnızlık(!), acımasızlık, gaddarlık ve çoğaltılabilecek diğer sonuçları doğuran metrotoksin, bünyeyi bir kere etkiledi mi, içinde bulunulan metropolden uzaklaşılmadıkça tedavi çaresi yoktur. Uzun dönemli ayrılıklar sonrasındaki geri dönüşlerde de aynı semptomlar kolayca ortaya çıkabilmektedir.

devam edecek...

Pazar, Ağustos 19, 2007

Türk halk kültürü ile ilgili kaynaklar

"Görüşler" dergisi ile ilgili araştırma yaparken aşağıdaki iki site ulaştım. Çeşitli yöresel kültürlerle ilgili araştırmalar, makaleler, sempozyum bildirileri vs. olan bu siteler konuyla ilgilenenler için değerlendirmeye değer.

http://turkoloji.cu.edu.tr
http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/

bir cumartesi öğleden sonra bir grup dergi peşinde

Efendim benim, hepsi de nev-i şahsına münhasır bir grup amcam var, hepsi birbirinden sevimli maşaallah. Vakit oldukça, dünya döndükçe onlardan ara ara bahsedeceğim.

Bunlardan küçük olanı mimar ve mimar olduğu yetmiyormuş gibi bir de tuhaf bir mimar. Tahmin edilebileceği gibi ailenin en büyük torunu olarak bu tuhaf mimarın tuhaf isteklerine bendeniz maruz kalıyorum.

Bu hadiseden evvel, en son basımı 1894 yılında yapılmış bir kitap ile aile arasında konuşulurken 3 nüsha yazılmış başka bir kitap istedi. Onlara üstün araştımacı yeteneklerim ve bağlantılarım sayesinde güç bela ulaşabildim (ne abartıyormuyum? kısmen ;) )

Bu sefer ise, Gutenbergin bastığı ilk kitabı istemesini beklerken, amcam, 1936-1947 yılları arasında Adana Halk Evinin yayıladığı Görüşler dergisi ile yetindi.

Bir günde ancak avrupa yakasındaki sahhafları dolaşabildim ve işin erbapları, sorularıma acıklı bakışlarla karşılık verdiler. Beyoğlundan sonra, Beyazıttaki sahhafları da dolaştıktan sonra yorgunluktan, önce sahhafların önündeki meydanda ulu ağaçların altında sonra Beyazıt Camii'nin avlusunda biraz soluklandım. Avluda otururken yanı başımdaki sütunun ayağını gözüme kestirip, ufaktan yanaşıp yaslandım. Sütun ayağının yapısı o kadar ergonomikti ki sırtımı hiç rahatsız etmedi. Bu halda 10-15 dakika kadar uyumuşum. Böylece misyonum ulvi bir hâl aldı.

Önümüzdeki hafta kısmetse Anadolu yakasındaki sahhafları dolaşacağım. Bakalım bu sefer nerelerde sızacağım.

Sevgili aile eşrafıma, başta Afifeciğime, bu vesile ile sevgiler gönderiyorum.